Anasayfa  |   İletişim  | AR - EN
Bize Ulaşın
Mesajınız
Bize Ulaşın
Irak *

* Naim Demirel, 'Irak', BM Güvenlik Konseyi ve Uluslararası Barışın Korunması, Derin Yayınları, 2013, s.152-173.

1.        Tarihsel Arkaplan

Yüzlerce yıl Osmanlı idaresi altında yaşamış olan Irak'ın büyük bir kıs­mını Birinci Dünya Savaşı sırasında Büyük Britanya birlikleri işgal etmişti. 1920 yılında Irak İngiltere'nin manda rejimi altına alındı. Bu de facto İngiltere sö­mürgesi olma anlamına gelmekteydi. Bu dönem içinde, bu günkü Irak toprak­ları bir idare altında toplanmıştı. Irak petrolleri Birinci Dünya Savaşı'nın galip­leri ABD, Fransa, Hollanda ve Birleşik Krallık arasında paylaşılmıştı. 1932 yılın­da manda rejimi sona erdi. Irak bağımsız bir krallık olarak Milletler Cemiyeti­nin üyesi oldu. Bu krallık daha sonra Birleşmiş Milletlerin kurucu üyeleri ara­sında yer almıştır.

1958 yılında Irak'ta cumhuriyet kuruldu. Takip eden yıllarda ordu ikti­darı ele geçirdi. En son 1968 yılı Temmuz ayında Ahmed Hasan al-Bakr yöne­timindeki Baas Partisi iktidarı ele geçirdi. Takip eden seneler ülkenin kuze­yindeki Kürtlerin ayrılık hareketlerinin etkisi altında geçti. Bu hareketlere kısmen İran destek olmuştur. 1979 yılında Al-Bakrs'ın ardından Saddam Hüseyin iktidarı ele geçirdi.

1980 yılında sınır uyuşmazlığı sebebiyle İran ve Irak arasında uzun yıl­lar sürecek bir savaş başladı. Böylelikle ilk Körfez Savaşı meydana gelmişti. İran'daki İslam devrimi ve bu devrimin komşu ülkelere sıçrama tehlikesi sebebiyle, Irak bu savaşta ABD ve Sovyetler Birliği tarafından desteklendi. Savaş 1988'e kadar sürdü. Savaşın başından itibaren ilk defa taraflar arasın­da 1988 yılında ateşkes sağlanabildi ve her iki devlette bu tarih itibariyle kendi sınırlarına çekildiler.

1990'da Irak birlikleri Kuveyt'i işgal etti. Kuveyt 1961 yılında bağımsızlı­ğını ilan etmişti. Ancak, Bağdat'daki rejim Kuveyt'in bütün ülke topraklarından hak talep etmekteydi. İngiliz birliklerinin müdahalesiyle birlikte Irak, Kuveyt devletini ve ülke sınırlarını tanımıştı. 18 Temmuz 1990'da düzenlenen Arap zirvesinde Irak, Kuveyt'i Irak'ı zayıflatmak amacıyla ortak petrol yataklarından aşırı petrol çıkarmakla ve aşırı üretim yaparak petrol fiyatlarını düşürmekle suçladı.

Bu yeni anlaşmazlıklar ve geçmişten gelen anlaşmazlıklar Saddam Hü­seyin rejiminin 1990 yazında Kuveyt'i işgaline sebep oldu[1].

2.      Güvenlik Konseyi Kararları

a)      Güvenlik Konseyi'nin 1990 Yılında Aldığı Kararlar

Irak birliklerinin Kuveyt'e girdiği gün (02.08.1990) Güvenlik Konseyi S/RES/660(1990) sayılı kararı aldı. Güvenlik Konseyi Irak'ın Kuveyt'i işgal etmesi olayı hakkındaki kararında herhangi bir barış tehdidi tespiti yapma­mış, doğrudan doğruya uluslararası barış ve güvenliğin bozulduğunu tespit etmiştir[2]. Bu kararda Konsey bu işgali kınamış ve Irak'tan birliklerini derhal geri çekmesini talep etmiştir[3]. Irak hükümeti bu çağırıyı umursamadan Kuveyt'te yeni bir hükümet kurdu. Bunun üzerine Konsey 06 Ağustos 1990 tarihinde S/RES/661(1990) sayılı kararı aldı. Bu karar Irak'a karşı kapsamlı yaptırımları düzenlemekteydi[4].Konsey/'n bu kararı ve daha sonra aldığı S/RES/662, S/RES/664, S/RES/665, S/RES/666, S/RES/667 ve S/RES/670 sayı­lı kararlarların her birisinde, Konsey S/RES/660 (1990) sayılı karara atıfta bulunmuştur[5].

Güvenlik Konseyi ilgili kararlarında BM Sözleşmesi'nin VII. bölümünde kendisine verilen yetkiye dayanarak hareket ettiğini ifade etmekle yetinmiş; durumun bir barış tehdidi mi, yoksa barışın bozulması halini mi teşkil ettiğini açıkça karar metinlerinde ifade etmemiştir. Ancak kararlarda S/RES/660(1990) sayılı karara atıfta bulunulduğu için,Konseyi'n barışın bo­zulması durumuna dayandığı söylenebilir[6].

S/RES/661(1990) sayılı kararda Irak'a karşı ambargo uygulanması dü­zenlenmekteydi. Alınan yaptırım kararlarına göre silah ambargosunun ya­nında birçok malın Irak'a ithal ve ihracı yasaklandı[7]. Kararların içinde finan- sal yaptırımlar da bulunmaktaydı[8]. Yaptırım kararlarında mevcut hükümet hedef alınmamış olmasına rağmen, bu kararın ardından Irak hükümeti Ku­veyt'i 19. idari bölgesi olarak olarak ilan etti ve ordusunun büyük bir bölü­münü Kuveyt'e yerleştirdi. Artık işgal ilhaka dönüşmüştü.

Bu gelişme üzerine Güvenlik Konseyi 25 Ağustos 1990 tarihinde aldığı S/RES/665 (1990) sayılı kararla, Kuveyt ile işbirliği içinde olan devletlere İran Körfezi'nde seyir eden Irak petrol tankerlerine karşı kuvvet kullanma yetkisi verdi[9]. Bu kararla "Beira Olayı"ndan sonra[10] ikinci defa Güvenlik Konseyi yaptırım kararlarının kuvvet kullanılarak uygulanmasını istemiştir[11].

Güvenlik Konseyi 29.10.1990 tarihinde S/RES/674 (1990) sayılı kararla ilk defa barış tehdidi tespiti yapmıştır[12]. Ancak hangi olayın barış tehdidi oluşturduğu karar metninden anlaşılamamaktadır[13].

29.11.1990 tarihinde S/RES/678 (1990) sayılı kararla Güvenlik Konse­yi, Irak'a Kuveyt'ten 15 Ocak 1991 tarihine kadar çekilmesi için bir ültima­tom verdi. Aynı kararda bu talep yerine getirilmezse, üye devletlere bütün vasıtalara başvurarak Konsey kararlarını yerine getirmek konusunda genel bir yetki verildiği ifade edilmiştir[14].

Irak kendisine verilen süre içinde Kuveyt'ten çekilmedi. Bunun üzeri­ne 17 Ocak 1991 tarihinde İkinci Körfez Savaşı başladı. ABD'nin komutasında 28 Devlet Irak'a karşı saldırıya geçti ve Kuveyt'ten Irak birliklerini çıkardılar. "Operation Desert Storm" adı verilen bu hareket, 1991'in Şubat ayı ortasın­da sona erdi. Bu operasyon sırasında Irak'ın alt yapısı neredeyse tamamıyla tahrip edilmişti[15].

b)        Güvenlik Konseyinin S/RES/687 (1991) Sayılı Kararı

Güvenlik Konseyi'nin 03.04.1991 tarihinde verdiği S/RES/687(1991) sayılı kararda Irak'daki durumun uluslararası barış tehdit ettiği tespiti yapıl­mıştır[16]. Bu kararda Güvenlik Konseyi Irak'la barış antlaşması yapılması için bazı şartlar belirlemişti[17]. Irak 6 Nisan 1991 tarihinde barış şartlarını kabul etmek zorunda kaldı[18]. Bu kararda diğer taleplerin yanında Irak'ın ödemesi gerekli tazminatlar[19], Kuveyt'in ülke sınırlarının Irak hükümeti tarafından tanınması ve uluslararası denetimaltında kitle imha silahlarının tahrip edil­mesi yer almaktaydı[20]. Kararda bir taraftan da mevcut olan ekonomik am­bargolara insani amaçlarla bazı istisnalar getirilmiş, bazı yasaklar tamamıyla kaldırılmış ve kimi yasaklar da gevşetilmiştir[21]. Aynı kararda yaptırımların hangi şartlar gerçekleştiğinde kaldırılacağı da ortaya koyulmuştur[22].

S/RES/687(1991) sayılı kararda Kuveyt'in işgaliyle doğrudan zarar gö­ren herkese karşı çevre kirliliği dahil olmak üzere verilen her türlü zarar do­layısıyla Irak'ın tazminat yükümlülüğü bulunduğu ifade edilmiştir. İlgili kara­ra göre savaş tazminatlarının ödenmesi için bir fon (United Nations Compensation) ve bunu idare edecek bir Komisyon (United Nations Com- pensation Commission) kurulması öngörülmüştür[23]. Irak'ın yıllık petrol ge­lirlerinden % 30'u bu fona aktarılacak ve bu fondan zararların karşılanması sağlanacaktır[24].

Kararda, Irak'ın Kuveyt'le 4 Ekim 1963 tarihinde yapmış olduğu ant­laşmayla belirlenen Kuveyt sınırlarının dokunulmazlığını tanımak zorunda olduğu da ifade edilmiştir. Bu sınırın dokunulmazlığının Güvenlik Konseyi'nin koruması altında olduğu belirtilmiştir. Her iki ülkenin sınırları arasında as­kerden arındırılmış bölge oluşturulacak ve BM'nin gözlemci birliği UNIKOM[25] bu bölgeye yerleşecektir. UNIKOM ile birlikte BM tarihinde, BM sözleşmesi VII. bölümündeki yetkiler ilk defa kullanarak gözlemci misyon oluşturulmuştur[26].

Irak'ın kimyasal ve biyolojik silahlar kullanma tehditleri ve geçmişte yaptığı saldırıları da nazara alarak Güvenlik Konseyi bu kararında, bu tür eylemlerin Cenevre Sözleşmesini ihlal edeceğini belirtmiş ve bu tür ihlallerin de neticelerine eylemi yapanların katlanmaları gerektiği konusunda Irak'ı uyarmıştır. Ayrıca kararda Irak'a daha önce "Biyolojik Silahlara İlişkin Söz­leşmedi imzaladığı da hatırlatılmıştır[27].

Kararda Irak hükümetinin "Cenevre Zehirli Gazlar Protokolü"ne, "Bi­yolojik Silahlar Antlaşması"na ve "Atom Silahlarının Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması"na göre bu antlaşmalara uygun olarak bu tür silahları kullan­maması, geliştirmemesi ve imal etmemesi ve satmaması gerektiği ifade edilmiştir[28]. Güvenlik Konseyi ilgili kararda Orta Doğu'da kimyasal silahların, kitle imha silahlarının ve bağlı roketlerin olmadığı bir alan oluşturmayı ve kimyasal silahları dünyanın her yerinde imha etmeyi hedeflediğini ifade etmiştir[29].

Kararın "Uluslararası sınır belirlemeleri", "barışın muhafaza edilmesi", "kitle imha silahları", "Kuveyt'in malvarlığı", "tazminat ödemeleri", "petrol ve silah ambargosu", "geri dönüş", "terörizm" ve "ateşkes" bölümlerinde ateşkesin devamı için Irak'ın yerine getirmesi gerekli şartlar ortaya koyul­maktadır. S/RES/687(1991) sayılı karar Güvenlik Konseyi'nin uygulama tari­hinde en detaylı ve kompleks olan kararı niteliğindedir. Bu kararla BM bir çok alana ilk defa girmektedir[30].

Kararda BM Genel Sekreteri, diğer bazı hükümetlerle ve Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO) ile birlikte denetimler yapmak ve gerektiğinde kitle imha silahlarının tahrip edilmesi için özel bir komisyon kurmak için çağrılmıştır[31].

Kararın C başlığı altında Irak'ın kitle imha silahlarıyla ilgili düzenleme­ler yer almaktadır. Bu bölümdeki düzenlemeler Kuveyt'in işgaliyle doğrudan ilişkisi olmayan bir konudur[32]. Kararın H başlığı altında 22. ve 23. paragraf­larla bağlantılı olarak Irak'dan uluslararası terörizm hareketlerinden uzak durması istenmektedir. Uluslararası terörizm daha önceden herhangi bir somut olaya ya da çatışmaya dayanmadan genel olarak kınanmış olmasına rağmen, o zamana kadar terörizmin barış tehdidi oluşturduğuna dair Güven­lik Konseyi'nin açık bir kararı bulunmamaktaydı[33].

Literatürde S/RES/687(1991) sayılı karar sonuçları, geniş kapsamlı oluşu sebebiyle Versay Barış Antlaşmasına benzetilerek eleştirilmiştir[34].

Güvenlik Konseyi BM Sözleşmesi'nin VII. bölümünde kendisine tanı­nan yetkiyle hareket etmiştir. Kuveyt'in işgalinin sona ermesi sebebiyle artık bir barış bozulması hali söz konusu değildir. Konsey, Irak yenildikten sonra barış tehdidi tespiti yapmamıştır. S/RES/687 (1990) sayılı kararda barış teh­didi kavramı kitle imha silahları bağlamında ifade edilmiş, ancak barış tehdi­di tespiti ifadelerde yer almamıştır.

Irak'ın kitle imha silahına sahip olmasının kararın C başlığı altında ba­rış tehdidi olarak belirlenmesi eleştirilmiştir. Uluslararası barış için önemli olan, ancak herhangi bir müeyyide öngörmeyen ya da zayıf müeyyideler öngören bir sözleşmenin ihlaliniKonseyi'n doğrudan doğruya uluslararası barış ve güvenliği tehdit eder olarak değerlendirmesi eleştirilmiştir[35]. Bu­nun yanında Güvenlik Konseyi Irak'ın geçmişte yaptığı hukuk ihlallerine da­yanak, gelecekte de bu fiilleri işleyeceği varsayımıyla barış tehdidi tespiti yapmıştır[36].

c)        Güvenlik Konseyinin S/RES/688 (1991) Sayılı Kararı

Irak kuvvetleri Kuveyt'te Koalisyon güçlerine karşı mağlup olduktan sonra, Güney Irak'ta Şii azınlık ve Kuzey Irak'ta Kürt azınlık grupları merkezi otoriteye başkaldırdılar. Kürt gruplarının başkaldırısı Irak hükümet birlikleri tarafından bastırıldı. Sonra da Kürt sivil halk bulundukları bölgelerden göçe zorlandılar. 2-3 milyon insan bulundukları yerlerden kaçarak Kuzey Irak'taki dağlık bölgelere kaçtılar. 250.000 Kürt kökenli sivil halk Türkiye sınırına da­yandı. İran-Irak sınırında tam 500.000 sığınmacı tespit edildi[37].

2 Nisan 1991'de Türk hükümeti konuya yönelik olarak Güvenlik Kon­seyi'nin dikkatini çekti[38]. Aynı şekilde İran hükümeti de 3 ve 4 Nisan 1991 tarihinde verdiği iki nota ile aynı konuya uluslararası toplumun dikkatini çekti[39] [40] [41].

Türkiye ve İran'ın başvurusu üzerine 5 Mayıs 1991 tarihinde Güvenlik Konseyi harekete geçti. Fransa ve Belçika'nın da dahil olmasıyla 4 Nisan 1991 tarihinde Güvenlik Konseyi'ne bir karar tasarısı sunuldu[42]. Bu­nun üzerine de Güvenlik Konseyi S/RES/688 (1991) sayılı kararı aldı. Bu ka­rarda Iraklı sivil halka yapılan baskılar kınanmış ve bu baskıların sona erdi­rilmesi ve diyalog yolunun açılması istenmiştir. Aynı zamanda Irak hüküme­tinden, yardıma muhtaç durumda olan bu sivil halka yardım etmek için çalı­şan yardım organizasyonlarına engel olmaması talep edilmiştir. Kararda Güvenlik Konseyi kitlesel göçleri doğuran[43] sivil Irak halkına yapılan baskıları, özellikle kuzeydeki Kürt sivil halka yapılan baskıları kınamış ve bu konu­daki endişelerini dile getirmiştir[44].

Kararın görüşülmesi sırasında Türk temsilci, Türkiye'nin Irak'a yönelik olarak BM Sözleşmesi'nin 2/7 maddesinde düzenlenen içişlerine karışma yasağını ihlal etme niyetinin olmadığını, ancak durumun seyirci kalınamaya­cak kadar büyük boyutlara ulaştığını ifade etti. Atılan adım daha çok Irak hükümetinin sivil halka yaptığı baskı ve zulümlerin bölgede barış ve güvenli­ği tehdit etmekte oluşu sebebiyledir[45]. İran temsilcisi ise sınır aşan mülteci akımı sebebiyle sorunun artık uluslararası bir boyuta ulaştığını ifade etmiş­tir. Bu sebeple konunun artık bölgede uluslararası barış ve güvenliği tehdit ettiğine dair bir tereddüt kalmamıştır[46].

Irak'ın temsilcisi konunun Irak'ın içişleri meselesi olduğunu ve BM Söz­leşmesi'nin 2/7 maddesi gereğince konunun Irak'a bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür. Bu konuda gerekçeler üzerinde de fazla durmamıştır[47]. Yemen'in temsilcisi ise konuyla ilgili olarak Güvenlik Konseyi'nin yetkisi olmadığını ileri sürmüştür[48]. Küba temsilcisi de karar alınırken çekimser oy kullanmasını BM Sözleşmesi'nin 2/7.maddesine dayandırmıştır[49]. Ekvator temsilcisi bu olayda BM Sözleşmesi'nin iki önemli prensibinin karşı karşıya geldiğini ifade etmiştir. Bunlardan birisi BM Sözleşmesi'nin 2/7. maddesinde düzenlenen içişlerine karışmama prensibi, diğeri ise BM Sözleşmesi'nin giriş kısmında ifade edilen insan haklarına saygı gösterilmesinde sınırlandırma yapılamayacağının kabul edilmesi prensibidir. Ekvator temsilcisi insan haklarının korunması hususunun BM Sözleşmesi'nin IX. bölümünde düzenlenen BM Genel Kurul'un yetki ala­nında olduğuna dair yapılan eleştirinin yerinde olmadığını söylemiştir[50]. Bu görüş BM üye devletleri arasında geniş tabanlı kabul görmüştür.

BM Sözleşmesi'nin 2/7 maddesi eğer konu bir devletin asıl işlerinden değil ise uygulanmayacaktır[51]. Güvenlik Konseyi'nin uygulamalarına bakıl­dığında Güney Afrika olayında olduğu gibi insan haklarına ilişkin meselelerin devletin içişlerine ait esaslı işlerinden addedilmediği görülmektedir[52]. Bu değerlendirmeler ışığında Türkiye ve İran'ın notalarından anlaşılan o ki, bu­rada gerçek bir barış tehdidi söz konusudur[53]. Bu gerekçelerin yanında bir diğer nokta da İngiltere temsilcisi tarafından ileri sürülen, 1949 tarihli Dört Cenevre Sözleşmesi'nin ortak 3. maddesinin Irak hükümeti tarafından ihlal edilmesidir. Bu da Güvenlik Konseyi'nin müdahalesini hukuka uygun kılmaktadır[54]

S/RES/688(1991) sayılı kararda barış tehdidi üç farklı yerde geçmiş­tir[55]. Güvenlik Konseyi bu olayın hangi yönüne dayanarak barışın tehdit edildiği tespitini yaptığı tartışılmıştır[56].

Bir grup yazara göre sivil halka özellikle Kürt halkına baskı yapılması barış tehdidi olarak değerlendirilmiştir[57]. Güney Afrika ve Güney Rodez­ya'dan sonra ilk defa Güvenlik Konseyi bir devletin iç işlerindeki ağır insan hakkı ihlallerini BM Sözleşmesi'nin 39. maddesi anlamında bir barış tehdidi olarak nitelemiştir[58].

Bu görüşe karşı çıkanlar ise Güvenlik Konseyi'nin Irak içindeki insan hakları ihlallerini değil, bu ihlallerin uluslararası etkilerini barış tehdidi olarak tespit ettiğini ileri sürmektedirler. Etkileri özellikle sınır aşan göçmen akım­ları ve bu göç dalgasından dolayı Irak'ın sınır devletleri olan Türkiye ve İran ile olan ilişkilerinde görülmektedir. Zaten bu göçmen dalgası sebebiyle de bazı sınır olayları meydana gelmiştir[59].

Öğretide Güvenlik Konseyi'nin bu olayda çifte strateji yürüttüğü hem insan hakları ihlali ve hem de mülteci akımı sebebini birlikte karara dayanak yaptığı da ifade edilmiştir[60].Konseyi'n S/RES/688(1991) sayılı kararı bu yo­rum şeklini desteklemektedir. İlgili kararda açık bir şekilde Irak sivil halkına baskı yapılmasından ziyade, bu baskının neticelerinin barışı tehdit ettiği belirtilmiş ve bu kınanmıştır. Kararın girişinde olayın sonuçları yani ortaya çıkan yoğun kitlesel mülteci hareketleri detaylı bir şekilde ifade edilmiş ve ortaya çıkan sınır olayları anlatılmıştır. Zaten Türkiye, Fransa ve İran tarafın­dan yapılan müracaatta da aynı argümanlar ileri sürülmüştür.

Konu Güvenlik Konseyi'nde görüşülürken, karar tasarısını savunan ta­raflarca da sınır olayları ve mülteci akımlarının barışı tehdit ettiği savunul­muştur. Burada Irak'ın içişlerine karışma söz konusu değildir, aksine bir barış tehdidi durumu söz konusudur ve bölgedeki istikrar bozulma tehlikesinde- dir[61]. Bu karar tasarısını destekleyen hiçbir Konsey üyesi Irak halkına uygu­lanan baskının barış tehdidi teşkil ettiğini ileri sürmemiştir[62].

Bu tasarıya karşı olanlar ise mülteci akımının uluslararası alandaki et­kisinin, bir barış tehdidi oluşturacak dereceye ulaşmadığını savunmaktadır­lar[63]. Ortaya çıkan insani krizin çözülmesi Güvenlik Konseyi'nin görevi değil, aksine BM'nin ilgili yetkili organlarının görevidir[64].

Ancak kararı alan çoğunluğa göre ortada bir barış tehdidi durumu vardır. Bu sadece Irak'taki ağır insan hakları ihlali sebebiyle değil, bu insan hakları ihlali sebebiyle ortaya çıkan mülteci akımı ve bu akımın doğurduğu uluslararası etkilerdir. Bu yorum tarzı sonradan Güvenlik Konseyi'ndeki bir tartışmada benimsenmiştir. Irak'taki insan hakları ihlaliyle ilgili bir rapor hazırlayan BM İnsan Hakları Komisyonu raportörünün[65] bilgi vermek üzere Konsey'e davet edilmesi konusu,Konseyi'n yetkisi ile ilgili olarak tartışılmış­tır. İnsan hakları konusunun Konseyde ele alınması bazı üyeler tarafındanKonseyi'n yetkisinde olmadığı gerekçesiyle itiraza uğramıştır[66].

Özetle Güvenlik Konseyi'nin S/RES/688(1991) sayılı kararı incelendi­ğinde Irak sivil halkına uygulanan baskı rejiminin uluslararası olumsuz etkisi bilhassa sınır aşan göçmen akınına sebebiyet vermesi ve ayrıca bu olay se­bebiyle sınırda devletler arasında meydana gelebilecek sınır çatışmaları tehlikesi uluslararası barış ve güvenliğin tehdit edildiğinin tespitinin yapıl­masına sebep teşkil etmiştir[67].

d)      Güvenlik Konseyi'nin S/RES/949 (1994) Sayılı Kararı ve Sonrası

Ekim 1994 tarihinde Irak birlikleri, Kuveyt'in sınırına yığınak yapmaya başlamış ve 15 Ekim 1994 tarihinde Güvenlik Konseyi Irak'ın bu hareketine reaksiyon göstermiş ve S/RES/949 (1994) sayılı kararıyla Irak birliklerinin önceki pozisyonlarına geri çekilmelerini ve ileride de böyle düşmanca ya da tahrik edici manevralardan kaçınmasını istemiştir[68].

Konseyi'n S/RES/949(1994) sayılı kararında tespit edilen barış tehdidi Irak'ın komşu devleti Kuveyt'e yöneltmiş olduğu düşmanca ve provoke edici askeri bir eylemine dayanmaktadır.Konseyi'n görüşüne göre uluslararası barış ve güvenliği tehdit eden bir durum söz konusudur, çünkü Irak ordu birliklerini Kuveyt'in sınırına yığmış ve uluslar silahlı bir olay ya da çatışma çıkma tehlikesi doğmuştur[69].

BM yaptırımları Irak'ın ekonomisini bitirmişti ve sivil halk bu durum­dan büyük zarar görmekteydi. Ancak Saddam Hüseyin'in rejimi devam etti. Halkın ekonomik ambargolardan gördüğü zarar sebebiyle Güvenlik Konseyi yaptırımlarından dolayı eleştirilmiştir[70]. ABD'nin aşırı direnmesi sebebiyle yaptırımlar sona erdirilemedi[71]. Sivil halkın acil insani yardım durumuna düşmesi sebebiyle 1995'te BM "Gıda maddesi için petrol" programı kararı aldı. Bu programa göre Irak'a belirli bir miktar petrol ihracına müsaade edilmekteydi. Bu satış karşılığında kazanılan parayla sadece gıda maddeleri, ilaç ve tıbbı malzemeler ve diğer insani yardım malzemeleri satın alınabili- yordu[72]. Irak programa rıza gösterdi, çünkü insani yardım malzemelerinin dağıtılması işi büyük oranda ona bırakılmıştı[73].

Kitle imha silahlarının denetlenmesi zor bir iş olarak kendisini göster­di. Daha başlangıçta BM'nin silah denetçileri[74] görevlerini yerine getirirken Irak hükümeti tarafından oluşturulan bir takım zorluklarla karşılaştılar. Bağ- dat'daki rejim bu konuyla ilgili olarak bir çok defa Güvenlik Konseyi'nce uya­rıldı. Ayrıca Irak hakkındaki yaptırımlar da, Irak hükümetinin zorluk çıkart­ması sebebiyle kaldırılmadı[75]. 1990'lu yıllarda ABD ve İngiltere çeşitli baha­nelerle Irak'ta belirli hedeflere sürekli saldırdılar[76].

1997 yılında Güvenlik Konseyi bazı Iraklı subaylara karşı BM silah de­netçilerini engellemeleri sebebiyle yaptırım uygulayacağı tehdidi yaptı[77]. Konsey sorumlu kişileri gösteren bir liste hazırlattı[78]. Irak'ın, bazı denetçile­rin Irak'a girişini geciktirmesi ve böylelikle silahsızlanmanın kontrolünü güç­leştirmesi sebebiyle Konsey, belirli kişilere karşı bütün devletlere giriş ve geçişte seyahat yasağı koydu[79]. Güvenlik Konseyi'nin 661 sayılı kararıyla oluşturulan Yaptırım Komitesi[80] bu seyahat yasağını takip etme ve herhangi bir istisnaya izin verme yetkisine sahipti[81]. Kararda, yaptırımların silah de­netlemeleri herhangi bir engellemeyle karşılaşmadan yerine getirilinceye kadar yürürlükte kalmaya devam edeceği ifade edildi[82].

1998 yazında Irak bütün silahsızlanma programının bitirmiş ve özel komisyon ve IAEA[83] ile işbirliği yapacağını bildirmişti[84]. Buna rağmen 1998 Aralık ayında Amerika Hava Kuvvetleri'ne bağlı uçaklar Irak'taki hükümet binalarına ve askeri hedeflere saldırı düzenlediler. Buna reaksiyon olarak da Saddam Hüseyin bütün silah denetçilerini Irak'tan çıkarttı. Bu fiille artık S/RES/687(1991) sayılı kararla silah denetçilerine verilen görevin yerine getirilmesi imkansız hale gelmişti.

e)       Güvenlik Konseyinin S/RES/1441 (2002) Sayılı Karar

Irak hükümeti 1998 yılının son ayında en son BM silah denetçisini de ülkesinden çıkarttı. 11 Eylül saldırısından sonra Irak'ın şüphelenilen kitle imha silahları programının kontrol edilmesine genel olarak yaklaşmaması, uluslararası toplumun özellikle ABD'nin dikkatini kendi üstüne çekmişti. BM Genel Sekreterinin silah denetlemelerinin yeniden başlamasını sağlamaya ilişkin diplomatik yollardan denemeleri Irak'ın uzlaşmaz tutumu sonucunda başarılı olamadı. Bunun üzerine ABD ve İngiltere Körfez bölgesine birliklerini yığmaya başladı ve ardından Irak tutumunu değiştirdi[85]. BM'nin kontrol taleplerindeki ciddiyetinden dolayı ve Irak rejimini işbirliğine sevk etmek için Güvenlik Konseyi S/RES/1441 (2002) sayılı kararı aldı.

Güvenlik Konseyi bu kararında barış tehdidini iki noktaya dayandır­mıştır: birisi, Güvenlik Konseyi'nin önceki kararlarında ifade ettiği kitle imha silahlarının tahrip edilmesine yönelik taleplerinin yerine getirilmemesi ve ikincisi ise, uzun menzilli silahların ve kitle imha silahlarının yayılması[86].

Güvenlik Konseyi önceki kararlarının yerine getirilmemesinde barış tehdidi görüyorsa, S/RES/687(1991) sayılı kararın F başlığı altında yer alan önlemlerin uygulamasını sürdürecektir. S/RES/661 (1990) sayılı kararda Kuveyt'e karşı sürdürülen savaş üzerine Konsey barışın bozulması tespiti yaparak yaptırım kararları almıştı. Ancak Kuveyt'e karşı sürdürülen savaşın sona erdirilmesi neticesinde barış bozulması durumu ortadan kalkmış, an­cak yeni durumun barışın tehdit edilmesi halini oluşturduğu gerekçesiyle önceden alınan yaptırımlar sürdürülmüştür. Buna uygun olarak S/RES/1441 (2002) sayılı kararda da önce S/RES/661(1990) ve S/RES/687(1991) sayılı kararlara atıfta bulunulmuştur. S/RES/1441 (2002) sayılı kararın 4. paragra­fında S/RES/660(1990) ve S/RES/678 (1990) sayılı kararlardan bahsedilmiş ve S/RES/687 (1991) sayılı kararla ilişkilendirilerek ortak hedef olan barışın yeniden kurulması özellikle öne çıkartılmıştır.

Ortada bir barışın bozulması durumu varsa, bu barış yeniden inşa edi- lecek(„restore"), eğer ortada barış tehdidi varsa, barış muhafaza („maintenance") edilecektir. 1990 yılında Irak'ın Kuveyt'e saldırmasıyla bo­zulan barışın 2002 yılında yeniden inşası artık mümkün değildir. Çünkü 1991 yılında müttefik güçlerin askeri zaferiyle işgal ortadan kaldırılmıştır. Dolayı­sıyla S/RES/1441(2002) sayılı kararda barışın yeniden inşası söz konusu ol­mayacaktır[87]. Buna uygun olarak Güvenlik Konseyi S/RES/1441 (2002) sayılı kararın 12. paragrafında bilinçli bir şekilde uluslararası barış ve güvenliğin garanti altına alınmasından bahsedilmiş, barışın yeniden inşa edilmesinden bahsedilmemiştir[88].

Bu paragraftan sonra Irak'ın hataları sıralanmıştır. Silahlanma prog­ramını açıkça ortaya koyması, silah denetçilerinin engellenmesi, uluslararası terörizme destek verilmemesi, kendi halkına baskı ve zulüm yapmaktan kaçınması, insani yardımların yerlerine ulaşmasının engellememesi, Irak'ta kaybolan ya da tutulan yabancıların aranmasında işbirliği yapması ya da bu kişileri salıvermekten içtinap etmemesi ve Kuveyt'ten alınan varlıkların geri verilmesi gibi S/RES/687(1991) sayılı kararda yer alan taleplerin yerine geti­rilmemesi bu kararda yer almıştır[89].

S/RES/1441(2002) sayılı karar 13.11.2002 tarihinde Irak hükümeti ta­rafından kabul edilmiştir. Ardından da BM silah denetçileri çalışmalarına yeniden başlayabilmişlerdir.

f)        Amerikan ve İngiliz Ortak Askeri Müdahalesi (Mart/Nisan 2003)

ABD Irak'a müdahale etmek istiyordu ve bunun için hukuki meşru bir zemin arayışı içine girmişti. Bu maksatla Irak'a askeri operasyona izin veren bir kararı Güvenlik Konseyi'nde çıkartmaya çalıştı. Ancak Fransa, Rusya ve Çin'in direnmesi karşısında bu kararı çıkartamadı[90]. Buna rağmen 20.03.2003 tarihinde ABD ve İngiltere tarafından Irak'a karşı askeri operas­yon başlatıldı. ABD ve İngiltere uluslararası hukukun Irak tarafından ihlal edildiğini iddia ederek Mart 2003'te Irak'a karşı geniş kapsamlı bir operas­yon düzenlediler. Bu saldırı neticesinde bütün ülke bu iki devlet tarafından işgal edildi.

Her iki devlet bu eylemlerini Güvenlik Konseyi'nin S/RES/678(1990), S/RES/687(1991) ve S/RES/1441(2002) sayılı kararlarına dayandırdılar. ABD ayrıca BM Sözleşmesi'nin 51. maddesinde düzenlenen kendini savunma hakkına da dayandırmıştır[91] [92] [93]. Bu tarihte BM Sözleşmesi'nin 39. maddesinde düzenlenen barış tehdidine dayanılarak bu hareket yapılmış olsa bile, Mart 2003'te Güvenlik Konseyi tarafından silahlı müdahale yapma yetkisi veren bir karar bulunmamaktaydı.Konseyi'n askeri müdahale yetkisi verdiği S/RES/678 (1990) sayılı kararı en son S/RES/687(1991) sayılı kararıyla uygu­lanmıştır .Konseyi'n daimi üyeleri bu müdahaleye karşı çıktılar . Karşı çıkan daimi üyeler kitle imha silahlarının bulunduğuna dair yeterli delil yok­luğunu ileri sürmüşler ve mevcut somut durum ile istenen askeri müdahale arasında orantısızlık bulunduğunu savunmuşlardır[94].

Güvenlik Konseyi 28 Mart 2003 tarihinde Irak halkının insani problem­lerinin çözümünde zorunlu bir adım olarak nitelendirdiği S/RES/1472 sayılı kararı aldı. Bu karar "Petrol Karşılığı Gıda Programı" çerçevesinde savaş sebe­biyle yerine getirilemeyen sözleşmelerin gözden geçirilmesini ve 45 gün içeri­sinde uygulamaya koyulmasını öngörmekteydi. Karar BM Sözleşmesi'nin VII. bölümüne dayandırılmaktaydı. Ancak bu kararda herhangi bir şekilde ne bir barış tehdidi ve ne de barışın bozulmasından bahsedilmemiştir.

Kararda işgal kuvvetlerinden ius in bello, 1949 Tarihli Cenevre Kon­vansiyonlarına ve 1907 tarihli Haager savaş kurallarına riayet etmeleri is­tenmektedir[95]. Her ne kadar bu karar oybirliğiyle alınmışsa da askeri ope­rasyonun legimitasyonu üzerine kararda bir ifade yer almamıştır.

Güvenlik Konseyi 22 Mayıs 2003 tarihinde S/RES/1483(2003) sayılı ka­rarla Irak'taki durumun mevcut gelişmelere rağmen hala uluslararası barış ve güvenliği tehdit eder olarak nitelendirildi[96]. Kararda Konsey BM Sözleş­mesi'nin VII. bölümünde kendisine verilen yetki çerçevesinde davranarak savaşın resmi olarak sona ermesi neticesinde Irak'a karşı silah ambargosu hariç bütün yaptırımları kaldırdı. Bu kararda ayrıca bütün devletler, devrilen rejimin idarecilerine sığınma hakkı verilmemesi hususunda uyarıldı[97]. Aynı zamanda konsey finansal sınırlamalar içeren yeni yaptırım kararları aldı. Bütün üye devletlerden yıkılan Irak hükümetinin ülke dışındaki finansal var­lıklarının dondurulması istendi[98]. Konsey ayrıca Saddam Hüseyin'in, hükü­metteki yakın çalışma arkadaşlarının ve ailelerinin özel finansal varlıklarının dondurulması kararı da aldı[99] [100] [101]. Bu karar ilgili tüzel kişileri de kapsamaktaydı. Karara göre dondurulan malvarlıkları Irak'taki işgal birliklerinin yeni oluştur­dukları gelişim fonlarına aktarılacaktı .

Böylelikle Güvenlik Konseyi mevcut finansal yaptırımlara göre bir adım daha ileri gitmiştir. Paraların ve diğer finansal kaynakların dondurul­ması prensip itibarıyla belirli bir zamanla sınırlıdır. Bu tür malvarlıklarının bir fona havalesi aynı anda kamulaştırma sonucunu doğurmaktadır[102].

Güvenlik Konseyi Irak'a uygulanan ekonomik yaptırımların kaldırılma­sı kararını almış ancak silah ambargosunu kaldırmamıştır[103]. Kararın bütü­nünden Irak'taki durumun uluslararası barış ve güvenliği tehdit eder olarak değerlendirildiği anlaşılmaktadır. Kararda önceden olduğu gibi hala Irak'ta bulunduğu düşünülen kitle imha silahlarından kaynaklanan tehlikenin bu- lunduğu[104], ve bunun yanında birçok yerde acil insani yardım durumu oluş­turan yapı zikredilmiştir.

Konsey bu kararla Irak halkının üzerindeki ambargo yükünü kaldırmış ve Irak halkının kendisi için daha iyi bir gelecek inşa etmesi konusunda ulus­lararası kamuoyunu teşvik etmekteydi. Kararda ayrıca Irak'ın yeniden yapı­landırmasında hayati bir rol oynayacak olan BM Özel Temsilcisinin pozisyo­nu da belirleniyordu. Karar, Irak halkının acil ihtiyaçlarını karşılamak üzere Petrol Karşılığı Gıda programınca onaylanan malların nakledilmesini sağlar­ken Petrol Karşılığı Gıda Programını altı aylık bir dönem için yavaşlatıyor ve Irak halkının kendi ekonomik ve siyasi geleceğini seçmesini desteklediğini belirtiyordu

g)       Güvenlik Konseyinin S/RES/1518 ve S/RES/1957 Sayılı Kararları

24 Kasım 2003 tarihinde Güvenlik Konseyi S/RES/1518 (2003) sayılı kararı almıştır. Bu kararla Konsey S/RES/661(1990) sayılı kararla kurulan Yaptırım Komitesi'ni fesh etti. Haklarında yaptırım uygulanacak yeni kişilerin yer aldığı listeler yeni oluşturulan Komite tarafından idare edilecekti[105].

Yaptırımların uygulanmasını kolaylaştırmak amacıyla eski Yaptırım Komitesi hangi araç kimin için olduğunu tespit eden bir "non-paper" oluş­turmuştu[106]. Yeni Komite Haziran 2004'te 82 kişiyi S/RES/1483(2003) sayılı kararının yaptırım uygulanacaklar listesine aldı[107]. Bunlar arsında bazı ban­kalar, sigorta şirketleri ve Irak havayolları şirketi de bulunmaktaydı[108].

Yaptırım Komitesi listeden çıkartmanın ("Delisting") prosedürü için Aralık 2005'te düzenleme yaptı[109]. Ocak 2005'te yapılan seçimlerden sonra Irak'ın BM daim elçisi Irak'a uygulanan bütün yaptırımların kaldırılmasını talep etti. Özellikle UNMOVIC'in finansmanının Irak'ın petrol gelirleriyle karşılanmasından ve BM'nin Tazminat Komisyonundan[110] Irak halkı büyük rahatsızlık duymaktaydı. Irak halkına göre, Irak'ın kitle imha silahına sahip olmadığı artık kesinleşmiştir ve bu sebeple de BM silah denetçiliği görevi de gereksiz hale gelmişti[111].

15.12.2010 tarihinde Güvenlik Konseyi S/RES/1957 (2010) sayılı karar­la Irak'a uygulanan S/RES/687(1991) sayılı kararın 8, 9, 10, 12 ve 13. parag­raflarında düzenlenen ve S/RES/707 (1991) sayılı kararın 3-f'de düzenlenen yaptırımları kaldırmıştır[112].Konseyi'n bu kararına göre atom, kimyasal ve biyolojik silahlar ve uzun menzilli roket satın almaya getirilen yasak kaldırıl­mıştır. Yine atom enerjisini sivil hedefli kullanmayı yasaklayan hüküm de kaldırılmıştır. Karara göre 30 Haziran 2011'den itibaren Petrol ve Gaz satışı gelirleri Irak'a kalacaktır. Bu kararla BM'nin1996'dan 2003'e kadar yaptırım­ların uzantısı olan "Gıda Maddeleri İçin Petrol" programı tamamıyla sona ermiştir.

3.      Kararların Değerlendirilmesi

Irak'taki uzun yıllar süren kapsamlı yaptırımlar, sivil halkı insani acil yardım durumuna düşürmüştür. Yaptırımların uzun sürmesinin sebebi BM Güvenlik Konseyi'nin daimi üyeleri arasında yaptırımların kaldırılması yö­nünde görüş birliğinin olmamasıdır[113]. Yaptırımlara rağmen Irak'taki re- jimayakta kalabilmiştir. Bireylere yönelik yaptırımların uygulanmasına ise gecikerek başlanmış ve sadece seyahat yasağının uygulanması sembolik olarak takip edilmiştir[114]. Ancak rejimin yıkılmasından sonra bireylere yöne­lik yaptırımlar uygulanabilmiştir[115]. Bu yaptırımların hedefinin ne olduğu anlaşılabilmiş değildir[116]. Çünkü yeni yaptırım kararı alındığında Saddam'ın rejimi sona ermişti.

Yaptırımlara dayanak yapılan olaylar değerlendirildiğinde Irak ile ilgili olarak Güvenlik Konseyi'nin aldığı kararlarda uluslararası barış ve güvenliğin bozulması ya da tehdit edilmesinin aşağıdaki sebeplere dayandırılmış oldu­ğu tespit edilebilir:

- İnsan hakları ihlalleri sebebiyle ortaya çıkacak mülteci akımları sebe­biyle sınır aşan sorunlara sebebiyet verecek gelişmelerin olacağı endişesi[117]

- Kitle imha silahlarının üretilmesi, dağıtılması ve sahip olunması[118]

- Uluslararası terörizmin desteklenmesi[119]

- İşgal sebebiyle oluşan zararların ödenmesi, Irak'ın çevreye verilen zararların tamiri için ödeme yapmaya    yaklaşmaması[120]

- Güvenlik Konseyi kararlarının yerine getirilmemesi, konsey kararla­rının ihlal edilmesi[121]

- Uluslararası Sözleşmelere aykırılık[122]

- Uluslararası İnsancıl Hukuk ihlalleri[123]

 


[1]        Bkz. Fink, Der Konflikt zwischen dem Irak und Kuwait und die internationale Friedensordnung, AVR 29 (1991), s. 452vd,; Heinz/ Philipp/ Wolfrum, s. 121 vd; Kurian 2002 Band II, s. 998vd; Wellens, Karel C. (Hrsg.): Resolutions and Statements of the United Nations Secu-rity Council (1946-1992) - A Thematic Guide, Dordrecht, Boston, London 1993, s. 507vd.

       [2]        UN-Doc. S/RES/660 (1990); Malanczuk, Humanitarian Intervention s. 170

       [3]        UN-Doc. S/RES/ 660 (1990).

       [4]        UN-Doc. S/RES/ 661 (1990).

[5]        Güvenlik Konseyinin uygulamasına göre BM Sözleşmesi 39. maddeye göre tespit yapıldıktan sonra eğer şartlarda bir değişiklik yoksa takip eden kararlarda yeniden tespit yapma yoluna gitmemekte­dir. Bkz. Irak ve Kuveyt arasındaki çatışmalar ve takip eden olaylara ilişkin bütün kararlar S/RES/ 661 (1990)’dan itibaren ve Yugoslavya hakkındaki S/RES/ 724 (1991),. S/RES/ 771 (1992), S/RES/ 819 (1993), S/RES/ 820 (1993), S/RES/ 824 (1993), S/RES/ 844 (1993), S/RES/ 847 (1993), S/RES/ 970 (1995), S/RES/ 981 (1995), S/RES/ 987 (1995), S/RES/ 990 (1995), S/RES/ 994 (1995), S/RES/ 1004 (1995), S/RES/ 1009 (1995) ve S/RES/ 1026 (1995) kararlar ve Somali hak- kındaki S/RES/ 878 (1993) karar.

       [6] Malanczuk, Humanitarian Intervention s. 170; Schaefer,s. 102

[7] İnsani yardım malları bu kararda hariç tutulmuştur. UN-Doc. S/RES/ 661 (1990), -3/c. para. Yaptı­rım rejiminin istisnalarına ilişkin bkz. de Wet Erika: Human Rights Limitations to Economic Enforcement Measures Under Article 41 of the United Nations Charter and the Iraqi Sanctions Regime, LJIL 14 (2001), s. 281 vd..

       [8]        UN-Doc. S/RES/ 661 (1990), para. 3d.

[9]        UN-Doc. S/RES/ 665 (1990). Bu kararın uygulanması kapsamında ABD bir çok gemide arama yapmış ve gemideki yüklere el koymuştur. Bkz. Murphy, Sean D. (Hrsg.): Contemporary Practice of the United States Relating to International Law: Interdiction of Russian Oil Tankers for Violating UN Sanctions, AJIL 94 (2000) s. 540d.

       [10]       UN-Doc. S/RES/ 221 (1966).

[11] Bu konuda bkz. Bothe -               Die Golfkrise und die Vereinten Nationen - eine Rückkehr zur kollektiven Sicherheit, in: Demokratie und Recht Bd. 19 (1991), s. 7 d.; Matsui, s. 512 vd; Schachter, Oscar: Bemerkungen zu "Compliance and Enforcement in the United Nations System", in: American Society of International Law, Proceedings of the 85th Annual Meeting (1991),, s. 454.

[12]       UN-Doc. S/RES/674 (1990) -11.pr.para: „Alarmed by the dangers of the present crisis caused by the Iraqi invasion and occupation of Kuwait, which directly threaten international peace and security, and seeking to avoid any further worsening of the situation, ".

[13]       Kararın ana dayanak noktası yabancı vatandaşların ve diplamotların rehine olarak Irak'ta tutulması ve bunların serbest bırakılmasının Irak'dan istenmesidir. Kararın girişinde ilk bölümünde ve 1- 11'paragrafa kadar bu yönde ifadeler yer almaktadır. Girişin ikinci kısmında 12 ve 13.paragrafında Genel Sekreter kendi hizmetini sunmuştur. Bunun neticesi barşın tehlikeye atılması halinini mevcut olması ve BM sözleşmenini VI.bölümüne göre hareket edilmektedir.

[14] UN-Doc. S/RES/ 678 (1990) -2.op.para: “to use all necessary means to uphold and implement resolution 660 (1990) and all subsequent relevant resolutions and to restore international peace and security in the area”. Bkz.bu konuda Bothe 1991, s. 9d.; Heinz/Philipp/Wolfrum, s. 125vd.; Matsui,, s. 517 vd; Schachter, United Nations Law in the Gulf Conflict, in: American Journal of International Law Bd. 85 (1991),, s.457 vd.

[15]       Mart 1991’de Genel Sekreterlik misyonu tarafından bir rapor sunuldu: „near-apocalyptic results upon the economic infrastructure of what had been, until January 1991, a rather highly urbanized and mechanized society. Now, most means of modern life support have been destroyed or rendered tenuous. Iraq has, for some time to come, been relegated to a pre-industrial age." Report to the Secretary-General on humanitarian needs in Kuwait and Iraq in the immediate post-crisis environment by a mission to the area led by Mr. Marti Ahtissari, Under-Secretary-General for Administration and Management (20. Mart 1991, UN-Doc. S/22366, s. 5.

[16]       UN-Doc. S/RES/687(1991) -17.pr.para: „conscious of the threat that all weapons of mass destruction pose to peace and security in the area... ".

[17] Konsey yaptırımların kaldırılmasını çoğu zaman ortaya koyulmuş olan şartların belli adreslerce yerine getirilmesini aramaktadır.

[18] Irak aynı zamanda S/RES/687 (1991) sayılı kararda belirtilen diğer şartları ve koyulan yaptırımları protesto etmiştir. Bkz. Irak Dışişleri Bakanı tarafından sunulan 06 Nisan 1991 tarihli mektup, UN- Doc. S/22456.

[19]       Bu amaçla “UN Compensation Commission” kuruldu. Bu Komisyonun görevi Kuveyt işgalinden zarara uğrayanların zararlarının tazmin edilmesiydi. Ocak 2005 tarihinde kadar onaylanan ödeme 50 Milyar USD’ını bulumuştur. Bkz. „Iraq Wants Un to Lift Sanctions", New York Times, 1. Februar 2005.

       [20]       UN-Doc. S/RES/687 (1991).

       [21]       UN-Doc. S/RES/687 (1991), -20.para.

       [22]       UN-Doc. S/RES/687 (1991), -22. para.

       [23]       UN. Doc. S/RES/687 -18.para.

             (24)       UN-Doc. S/RES/705 (1991).

             (25)       United Nations Iraq - Kuwait Obresvation Missionations Iraq-Kuwait Observation Mission

       [26]       Macke, Julia: UN-Sicherheitsrat und Strafrecht, Freiburg, 2010 s. 45

[27]       UN-Doc. S/RES/687(1991) -10.pr.para: “Recalling also that Iraq has signed the Convention on the Prohibition of the Development, Production and Stockpiling of Bacteriological (Biological) and ToxinWeapons and on Their Destruction, of 10 Nisan 1972,...".

       [28]       UN-Doc. S/RES/687(1991) -bölüm C -7, 10, 11 ve 12. para.

[29]       UN-Doc. S/RES/687(1991) -16.pr.para:„...steps towards the goal of establishing in the Middle East a zone free from weapons of mass destruction and all missiles for their delivery and the objective of a global ban on chemical weapons;..."; UN-Doc. S/RES/1284 (1999).

       [30]       Macke, s. 45

[31] UN-Doc. S/RES/687 (1991) -9/b.op.para: „The Secretary-General, in consultation with the appropriate Governments and, where appropriate, with the Director-General of the World Health Organization,...shall develop...a plan [regarding]...(i) The Forming of a special commission which shall carry out immediate on-site inspection...(ii) The yielding by lraq of possession to the Special Commission for destruction..."

       [32]       Schaefer, s. 103

[33]       S/RES/687(1991) sayılı kararın ilgili yeri S/RES/731 (1992), S/RES/ 748 (1992) ve S/RES/883 (1993) (Libyen-Lockerbie) aynı şekilde S/RES/1054 (1996) ve S/RES/1070 (1996) (Mübarek’e yapı­lan suikast teşebbüsü) kararlara öncülük etmiştir. Bu kararlarda Güvenlik Konseyi uluslararası terö­rizmi açık bir şekilde barış tehdidi tespitiyli birlikte ifade etmiştir.

       [34] Bkz. Lorinser, s. 27; Herdegen, 1998, s. 2: Schaefer, s. 104

       [35] Baroni, s. 192 vd.; Franck, 1993, s. 98.

       [36] Franck, 1993, s. 97 vd; Endemann, s. 349 ; Bauer, s. 200 vd.,

       [37]       Herbst, s. 217

[38]       Türk hükümeti Güvenlik Konseyinden talebi: „to adopt the necessary measures to put an end to the inhuman repression being carried out on a massive scale against the local population in Northern Iraq, pressing these people towards the Turkish border and constituting a threat to the region's peace and security." UN-Doc. S/22435 (02.04. 1991). Ayrıca bu konuda bkz. UN-Doc. S/PV. 2982 (05. 04. 1991), s. 3 vd. (Güvenlik Konseyindeki Türk temsilcinin açıklaması).

       [39]       UN-Doc. S/22436 ( 03. 04. 1991); UN-Doc. S/22447 ( 04. 04. 1991).

[40]       Güvenlik Konseyi başkanına sunulan Türkiye'nin 04.04.1991 tarihli mektubu Güvenlik Konseyi başkanına sunulan İran'ın 02.04.1991 tarihli mektubu (UN-Doc. S/22435, s. 1).

       [41] Güvenlik Konseyi başkanına sunulan İran'ın 02.04.1991 tarihli mektubu (UN-Doc. S/22435, s. 1).

       [42] Güvenlik Konseyi başkanına sunulan Fransa'nın 04.04.1991 tarihli mektubu (UN-Doc. S/22442, s. 1).

[43]       UN-Doc. S/RES/688 (1991) -3.pr.para: „Gravely concerned by the repression of the Iraqi civilian population in many parts of Iraq, including most recently in Kurdish-populated areas, which led to a massive flow of refugees towards and across international frontiers and to cross-border incursions..."

[44]       UN-Doc. S/RES/688 (1991) -1 .op.para: „Condemns the repression of the Iraqi civilian population in many parts of Iraq, including most recently in Kurdish-populated areas,...".

[45]       UN-Doc.S/PV. 2982 (05.04.1991), s. 6 :„There is no way in which what is going on in northern Iraq can be justified as an internal affair of that country. Given the scale of the human tragedy and its international implications, this Council cannot allow itself to be relegated to the role of a mere spectator as theses calamitous event unfold„

UN-Doc.S/PV. 2982 (05.04.1991), s. 8 :„ “...„The steps we have taken have been taken because of the threat posed to the stability, security and peace of the region by Iraq's methods of suppression." UN-Doc.S/PV. 2982 (05.04.1991), s. 13:„ “The most conservative estimates put the number of Iraqi civilians who will take refuge in Iran within the next few days at a half a million. Other neighbouring countries are also faced with similar flows of civilians escaping the Iraqi army. This has added another another international dimension to the crisis Iraq, threatening the security of the neighbouring countries and presenting the potential to rather destabilize inter-State relations in our region.”

[46]       UN-Doc. S/PV. 2982 ( 05. Nisan 1991) s.13vd. : “The most conservative estimates put the number of Iraqi civilians who will take refuge in Iran within the next few days at a half a million. Other neighbouring countries are also faced with similar flows of civilians escaping the Iraqi army. This has added another another international dimension to the crisis Iraq, threatening the security of the neighbouring countries and presenting the potential to further destabilize inter-State relations in our region."

       [47]       UN-Doc. S/PV. 2982( 05. 04. 1991) s. 17

       [48] UN-Doc. S/PV. 2982 ( 05. 04. 1991) s. 28

       [49] UN-Doc. S/PV. 2982 ( 05. 04. 1991) s. 42

       [50]       UN-Doc. S/PV. 2982 ( 05. 04. 1991) s. 32

       [51]       UN-Doc. S/PV. 2982 (05.04.1991), s. 64

[52]       UN-Doc. S/PV. 2982 ( 05. 04 1991) : “..„For one thing, Article 2, paragraph 7, an essential part of the Charter, does not apply to matters which, under the Charter, are not essentially domestic, and we have seen human rights - for example in South Africa - defined in that category."

[53]       UN-Doc. S/PV. 2982 (05. 04. 1991) : „In any case, the Turkish and Iranian letters to the Council make it clear that there is a very real threat here to international peace and security."

[54]       UN-Doc. S/PV. 2982( 05.04.1991) s. 66: „(...) there are Iraq's international obligations, under Article 3 of the Geneva Conventions of 1949, to protect, in the case of internal armed conflicts, all innocent civilians fromall kinds to life and person. Now, all this fully justifies the action by the Security Council." - Belçika delegesi, „flagrant violation of the principles of humanitarian law as established by the Geneva Conventions", ifadesini kullanmıştır.

       [55]       Bu kararda üç yerde barış tehdidi dile getirilmiştir:

S/RES/688 (1991) -1 .op. para.: „Condemns the repression of the Iraqi civilian population in many parts of Iraq, including most recently in Kurdish populated areas, the consequences of which threaten international peace and security in the region",

S/RES/688 (1991) -2. op. para.: „Demands that Iraq, as a contribution to remove the threat to international peace and security in the region, immediately end this repression S/RES/688 (1991) -3. pr.para.: „Gravely concerned by the repression of the Iraqi civilian population in many parts of Iraq, including most recently in Kurdish populated areas, which led to a massive flow of refugees towards and across international frontiers and to cross-border incursions, which threaten international peace and security in the region "

[56]       Her ne kadar Güvenlik Konseyi “derin endişeler taşıdığını” ifade etmişsede BM Sözleşmesinin 39. maddesi anlamında tespit yapılmamıştır. Bu yöndeki yorumlar için bkz.: Alston, s. 145; Baroni, s. 142; Delbrück, A Fresh look at Humanitarian Intervention Under the Authority of the United Nations, in: Indiana Law Journal Bd 67 (1992), s. 895 d.; Heintze, Hans - Joachim: Die Resolution 688 (1991) des Sicherheitsrats der Vereinten Nationen und der internationale Menschenrechtsschutz, in: Humanitâres Völkerrecht - Informationsschriften Bd. 4 (1991), s. 44; Malanczuk, The Kurdish Crisis and Allied Intervention in the Aftermath of the Second Gulf War, in: European Journal of International Law, Band 2, s. 129; Nanda, Ved P.: Tragedies in Northern Iraq, Liberia, Yugoslavia and Haiti - Re- visiting the Validity of Humanitarian Intervention under International Law - Part I, in: Denver Journal of International Law and Politics, Band 20, 1992, s. 306; Scheffer, David J.: Toward a Modem Doctrine of Humanitarian Intervention, in: University of Toledo Law Review Bd. 23 (1991/92), s. 146; Greenwood, Christopher, Is There a Right of Humanitarian Intervention?, in: The World Today Bd. 49 (1993), s. 36; Marauhn, Thilo: Humanitaer motivierte militaerische Aktionen?, in: Humanitaeres Völkerrecht Informationsschriften Bd. 6 (1993), s. 21.

[57] Şoven, s. 21 d.; Damrosch, Lori Fisler, Nationalismand Internationalism: The Wilsonian Legacy, in: New York University Journal of International Law and Politics Bd. 26 (1993/94), s. 495; Freudenschuss, The Charging Role of the U.N. Security Council: Trends and Perspectives, in: Winrich Kühne (Hrsg.), Blauhelme in einer turbulenten Welt, Internationale Politik und Sicherheit, Bd. 37, Baden-Baden 1993, s. 158; Heinz/Philip/Wolfrum, s. 126; Herdegen, 1995, s. 104 ve 115; Partsch, Karl Josef: Von der Souverânitât zur Solidaritât: Wandelt sich das Völkerrecht?, in: Europâische Grundrechtezeitschrift Bd. 18 (1991), s. 475; Pease/Forsythe, Human Rights, Humanitaren Intervention, and World Politics, in: Human Rights Quarterly Bd. 15 (1993), s. 303; Randelzhofer, Neue Weltordnung, s. 57; Seidel, Gerd: Ist die UN-Charta noch zeitgemâB?, in: Archiv des Völkerrechts Bd.

33(1995), s. 57 d.; Stein, Enforcement, s. 114 d.; White, s. 37; Wolfrum, Rüdiger Die Aufgaben der Vereinten Nationen im Wandel, in: Aus Politik und Zeitgeschichte, B 36/91 vom 30.08.1991, s. 6;

[58]       Pease/Forsythe, s. 303; Rodley, Nigel s.: Collective Intervention to Protect Human Rights and Civilian Populations: The Legal Framework, in: Rodley (Hrsg.), To Loose the Bands of Wickedness: International Intervention in Defence of Human Rights, Londons, s. 32; Stein, Enforcement, s. 114 d.; Weiss/Forsythe/Coate, The United Nations and Changing World Politics, Boulder/San Francis- co/Oxford, 1994, s. 127.

[59] Alston, s. 132; Bothe, Legitimacy, s. 294.; Damrosch, Changing Conceptions, s. 103; Gordon, s. 548; Higgins, Problems and Process, s. 256; Kimminich, s. 451; Kooijmans, s. 114; Lillich, s. 565 d.; Malanczuk, Humanitarian Intervention, s. 17 d.; Nowlan, s. 175; Simma, Bruno, Does the UN Char- ter Provide an Adequate Legal Basis for Individual or Collective Responses to Violations of Obligation erga omnes? in: Jost Delbrück (Hrsg.), The Future international Law Enforcement. New Scenarios - New Law? Veröffentlichungen des Instituts für Internationales Recht an der Universitât

Kiel, Bd. 115, Berlin 1993, s. 142; Sonnenhof, Peter: Zulâssigkeit der sog. "humanitaren Intervention" bei groben Menschenrechtsverletzungen im Lichte der Aktionen der Vereinten Nationen in Kurdistan, in: Ignaz Seidl-Hohenveldem/Hans Jörg Schrötter (Hrsg.), Vereinte Nationen, Menschenrechte und Sicherheitspolitik - Völkerrechtliche Fragen zu internationalen Konfliktbegrenzungen, Schriftenreihe der Deutschen Gruppe der                    AAA,       Bd. 9,

Köln/Berlin/Bonn/München 1994, s. 150 d.; White/McCoubrey, International Organisations and Civil Wars, s. 358; Worku, s. 24.

       [60]       Tomuschat, Obligations, s. 250 ve 338 d.

[61] Beçika (UN-Doc. S/PV. 2982, s. 67); Fildişi Sahilleri (UN-Doc. S/PV. 2982, S 41) Ekvator (UN-Doc. S/PV. 2982, s. 36); Fransa (UN-Doc. S/PV. 2982, s. 53); İngiltere (UN-Doc. S/pV. 2982, s. 64); İran (UN-Doc. S/PV. 2982, S 13) Avusturya (UN-Doc. S/PV. 2982, s. 56), Rumanya (UN-Doc. S/PV. 2982, S 22 u 24); Türkiye (UN-Doc. S/PV. 2982, 7 d.); Sovyetler Birliği (UN-Doc. S/PV. 2982,

[62] Bu konuda Ekvator temsilcisinin konuşması iyi bir örnek teşkil etmektedir. Ekvator temsilcisi: "It might perhaps have been a question of internal jurisdiction in Iraq, if the situation had not gone beyond the borders of the country. (...) The human pressures that the displaced communities of over 1 million people are exerting on those borders constitute, my delegation believes, a threat to international peace and security." Ekvator (UN-Doc. S/PV. 2982, s. 36).

[63]       Hindistan (UN-Doc. S/PV. 2982, s. 62); Yemen (UN-Doc. S/PV. 2982, s. 27); Zimbabve (UN-Doc. S/PV. 2982, s. 32).

[64]       Çin (UN-Doc. S/PV. 2982, s. 56); Hindistan (UN-Doc. S/PV. 2982, s. 63); Küba (UN-Doc. S/PV. 2982, s. 46); Zimbabve (UN-Doc. S/PV. 2982, s. 31).

       [65]       Raportör, van der Stoel

[66] Hindistan temsilcisi bu bağlamda şunları söylemiştir: "The Council can focus its legitimate attention on the threat or likely threat to peace and stability in the region but it cannot discuss human rights situations per se or make recommendations on matters outside its competence." "(...) since the Security Council does not have competence in matters relating to human rights, it would not be possible for it either to examine the report of Mr. van der Stoel (...) or to take a stand on it.

Güvenlik Konseyinin S/RES/688 (1991) sayılı kararda olumlu oy kullanan Ekvator temsilcisi: "(...) since the Security Council does not have competence in matters relating to human rights, it would not be possible for it either to examine the report of Mr. van der Stoel (...) or to take a stand on it. Ecuador therefore understands that the invitation to Mr. van der Stoel does not in any way affect or increase the normal authority of the Council, because this invitation falls within the scope of a resolution already adopted, and should be understood to reflect all the limitations inherent in that resolution itself."

En son olarak Çin temsilcisi eğer Güvenlik Konseyi insan hakları ihlalini başlı başına bir barış tehdidi olarak algılamış olsaydı daha başta konu oylanırken S/RES/688 (1991) sayılı kararda kesin­likle karşı oy kullanacağını ifade etmiştir : "The Chinese delegation is of the view that the competence of the Security Council is to deal with matters bearing upon international peace and security Questions of human rights ought to be dealt with by the Commission on Human Rights”

       [67]       Aynı yönde bkz. Lailach,s. 76.

       [68]       "The Security Council,

Recognizing that any hostile or provocative action directed against its neighbors by the Government of Iraq constitutes a threat to peace and security in the region, Determined to prevent Iraq from resorting to threats and intimidation of its neighbors and the United Nations,

Acting under Chapter VII of the Charter of the United Nations, (...)."

       [69]       Konuya ilişkin bkz. ArchivderGegenwart, Bd. 64 (1994), s. 39368-39371.

[70]       Craven, Matthew: Humanitarianismand the Quest for Smarter Sanctions, EJIL 13 (2002), s. 43vd.; Normand, Roger: A Human Rights Assessment of Sanctions: The Case of Iraq, 1990-1997, in Genugten, Willem J. m . Van / De Groot, Gerard A. (Hrsg.): United Nations Sanctions: Effectiveness and Effects, Especially in the Field of Human Rights, Antwerpen, Groningen, Oxford 1999, s. 19 vd; Reuther, David E.: Un Sanctions Against Iraq, in Cortright, David/ Lopez, George: Economic Sanctions, Boulder. 1995, s. 121; Sponeck, Hans-Christof Graf von: Sanctions and Humanitarian Exemptions: A Practitioner's Commentary, EJIL 13 (2002) s. 81vd.; de Wet 2001, s.277 vd., hatta bu yazar, devletlerin eğer bir yaptırımaşırı derecede uluslararası hukuku ihlal ediyorsa bu karara uyma yükümlülüğünün ortadan kalkacağını savunmuştur. s. 299.

[71]       Rawski/Miller, The United States in the Security Council: A Faustian Bargain?, in Malone, David M. (Hrsg.): The UN Security Council - From the Cold War to the 21st Century, Boulder, London 2004, s. 364.

[72] UN-Doc. S/RES/ 986 (1995). Programın uygulanması ve buna bağlı problemlerle ilgili olarak bkz. Dupraz, Jean: UNICEF and the Sanctions Committee - Lessons Learned from Iraq, in Gowlland- Debbas, Vera (Hrsg.): United Nations Sanctions and International Law, Den Haag 2001, s. 155vd.; Normand, s. 20 vd. Program dar kapsamda 1991’den beri sürmektedir.(UN-Doc. S/RES/ 706 (1991)). Program Irak tarafından reddedilmiştir.

[73] UN-Doc. S/RES/ 986 (1995). Programın uygulanması ve buna bağlı problemlerle ilgili olarak bkz. Dupraz, s. 155vd.; Normand, s. 20 vd. Program dar kapsamda 1991’den beri sürmektedir. (UN-Doc. S/ReS/ 706 (1991)). Program Irak tarafından reddedilmiştir.

[74]       Bir taraftan United Nations Special Commission, diğer taraftan IAEA (International Atomic Energy Agency).

[75]       S/PRST/1991 (28. 06. 1991); UN-Doc. S/RES/ 707 (15. 08. 1991); S/PRST/1992 (11. 03. 1992); UN-Doc. S/RES/ 1060 (12. 06. 1996).

       [76]       Bkz. bu konuda, Lobel/Ratneı, Bypassing the Security Council:Ambiguous

        Authorizations to Use Force, Cease-Fires and the Iraqi Inspection Regime, 93 AJIL (1999) s. 124 vd.

       [77]       UN-Doc. S/RES/ 1115 (1997) -6. para.

       [78]       UN-Doc. S/RES/ 1134 (1997) -7. para.

       [79]       UN-Doc. S/RES/ 1137 (1997) -4. para.

[80]       Bu Komite’ye ilişkin geniş bilgi için bkz.van Walsum, Peter : The Iraq Sanctions Commitee, in: Malone, David, M., The Un Security Council - From the Cold War to the 21.Century, Boulder- London, 2004, s. 184 vd.

       [81]       UN-Doc. S/RES/ 1137 (1997) -5.para..

       [82]       UN-Doc. S/RES/ 1137 (12. 11. 1997) -6.para.

       [83]       International Atomic Energy Agency

       [84]       UN-Doc. S/RES/1194 (1998).

[85] Bu kararın alınmasına ilişkin ABD’nin faaliyetleri için bkz. Einsiedel/Chestermann, Doppelte Eindammung im Sicherheitsrat - Die USA im diplomatischen Vorfeld des Krieges, in: Vereinte Nationen, Heft 2, 2003, s. 47.

[86]       UN-Doc. S/RES/1441 (2002) -3.pr.para: “Recognizing the threat Iraq's non-compliance with Council resolutions and proliferation of weapons of mass destruction and long-range missiles poses to international peace and security “.

       [87]       Schaefer, s. 110.

[88]       UN-Doc. S/RES/1441 ( 2002) -12.op.para:„Decides to convene immediately upon receipt of a report in accordance with paragraphs 4 or 11 above, in order to consider the situation and the need for full compliance with all of the relevant Council resolutions in order to secure international peace and security;” bkz. Einsiedel/Chestermann, s. 50;

       [89]       Bkz. Schaefer, s. 110.

       [90]       Bkz. Einsiedel/Chestermann, s. 51.

[91]       Bu konuda bkz. Tomuschat, Christian, Völkerrecht ist kein Zweiklassenrecht. Der Irak-Krieg und seine Folgen, in: Vereinte Nationen, Heft 2, 2003, s. 42 d., aynı şekilde Muswiek, s. 1016 vd.

[92] Schaefer, s. 111; Murswiek, Dietrich: Die amerikanische Praeventivkriegsstrategie und das Völkerrecht, in: Neue Juristische Wochenschrift, Heft 14, 2003, s. 1016

       [93]       Tomuschat, 2003, s. 43 vd.

       [94]       Bu konuda bkz.Einsiedel/Chestermann, s. 50; Murswiek, s. 1015.

       [95]       UN-Doc. S/RES/1472 (2003) para. 8

[96] UN-Doc. S/RES/1483 (2003) -17.pr.para:. “Determining that the situation in Iraq, although improved, continues to constitute a threat to international peace and security”

[97]       UN-Doc. S/RES/1483 (22. 05. 2003) -3.op.para: “Appeals to Member States to deny safe haven to those members of the previous Iraqi regime who are alleged to be responsible for crimes and atrocities and to support actions to bring them to justice;”

[98]       UN-Doc. S/RES/1483 (22. 05. 2003) -23/a.op.para: “funds or other financial assets or economic resources of the previous Government of Iraq or its state bodies, corporations, or agencies, located outside Iraq as of the date of this resolution, or “

[99]       UN-Doc. S/RES/1483 (22. 05. 2003) -23/b.op.para: “b) funds or other financial assets or economic resources that have been removed from Iraq, or acquired, by Saddam Hussein or other senior officials of the former Iraqi regime and their immediate family members, including entities owned or controlled, directly or indirectly, by them or by persons acting on their behalf or at their direction, “

       [100]     Bu fonlar S/RES/1483 (2003) sayılı kararla kurulmuştur.

[101]      İdarenin geçici Irak hükümetine 2004 yazında devrinden sonra “fonların idaresi de hükümete devredildi. Hükümet bu devirden sonra S/RES/1546 (2004) sayılı karara göre hareket etmektedir. UN-Doc. S/RES/ 1546 (2004), -24. para...: " Notes that, upon dissolution of the Coalition Provisional Authority, the funds in the Development Fund for Iraq shall be disbursed solely at the direction of the Government of Iraq, and decides that the Development Fund for Iraq shall be utilized in a transparent and equitable manner and through the Iraqi budget including to satisfy outstanding obligations against the Development Fund for Iraq, that the arrangements for the depositing of proceeds from export sales of petroleum, petroleum products, and natural gas established in paragraph 20 of resolution 1483 (2003) shall continue to apply, that the International Advisory and Monitoring Board shall continue its activities in monitoring the Development Fund for Iraq and shall include as an additional full voting member a duly qualified individual designated by the Government of Iraq and that appropriate arrangements shall be made for the continuation of deposits of the proceeds referred to in paragraph 21 of resolution 1483 (2003);”

       [102]      Brinkhaeuser, s. 70

       [103]     UN-Doc. S/RES/1483 (2003) -10.para.

       [104]     UN-Doc. S/RES/1483 (2003) -11 .para.

       [105]     UN-Doc. S/RES/ 1518 (2003)

       [106]      Press Release SC/7831 (2003)

       [107]     UN-Doc. S/RES/ 1518 (2003).

[108] Mart 2011 itibarıyla listede 89 gerçek kişi ve 208 tüzel kişi yer almaktaydı. Aktüel durum için bkz. http://www.un.org/sc/committees/1518/elist.shtml

       [109]     Şartlar için bkz. http://www.un.org/sc/committees/1518/dlist.shtml

       [110]      UN Compensation Commission

       [111]      Birkhaeuser, s. 71

[112]     UN-Doc. S/RES/ 1457 (15.12. 2010): “Decides to terminate the weapons of mass destruction, missile, and civil nuclear-related measures imposed by paragraphs 8, 9, 10, 12 and 13 of resolution 687 (1991) and paragraph 3 (f) of resolution 707 (1991); and as reaffirmed in subsequent relevant resolutions..”

[113]     Normand , s. 32; Oette, Lutz: A Decade of Sanctions against Iraq: Never Again! The End of Unlimited Sanctions in the Recent Practice of the UN Security Council, EJIL 13 (2002) s. 95.

       [114]     UN-Doc. S/RES/ 1137 (1997) - 4.para.

       [115]     UN-Doc. S/RES/ 1483 (2003) -23.para.

       [116]      Birkhaeuser, s. 72

       [117]   UN-Doc. S/RES/ 688 (1991) .

[118]     UN-Doc. S/RES/687 (1991) - section C; UN-Doc. S/RES/699 (1991); UN-Doc. S/RES/707 (1991); UN-Doc. S/RES/1051 (1996); UN-Doc. S/RES/ 1205 (1999), UN-Doc. S/RES/1441 (2002).

       [119]     UN-Doc. S/RES/687 (1991) - section H.

       [120]     UN-Doc. S/RES/687 (1991)-section E; UN-Doc. S/RES/ 692 (1991).

       [121]     UN-Doc. S/RES/706 (1991) bu kararda Irak halkının ihtiyaçlarının karşılanamadığını dile getirilmiş­

tir. Ancak yaptırımlar Irak Konsey kararlarının gereklerini yerine getirmediği için kaldırılmamıştır. Ka­rarın yerine getirilmememsi özellikle UN-Doc. S/RES/687 (1991) sayılı kararda Konsey BM SözleşmesininVILbölümü çerçevesinde hareket etmesi sonucunu doğurmuştur.( UN-Doc. S/RES/707 (1991) - 3., 6., 7) ve bu konuda bkz. Franck, 1993, s. 100; UN-Doc. S/RES/778 (1992) - 3. pr. para.; UN-Doc.S/RES/986(1995) sayılı kararda Güvenlik Konseyi 687 (1991) sayılı kararın hala yerine getirilmemiş olduğuna dayanmıştır. Ayrıca bkz. UN-Doc. S/RES/778 (1992) - 6. pr. para. ve UN-Doc. S/RES/1060 (1996) -1. op. para., aynı şekilde UN-Doc. S/RES/1111(1997), UN-Doc. S/RES/1115         (1997),         UN-Doc. S/RES/1129 (1997),                   UN-Doc. S/RES/1134 (1997),                                   UN-Doc.

S/RES/1153         (1998),    UN-Doc. S/RES/1175 (1998),                 UN-Doc.      S/RES/1205 (1999),             UN-Doc.

S/RES/1281 (1999) ve 1284 (1999), UN-Doc. S/RES/687 (1991), UN-Doc. S/RES/1293 (2000), UN- Doc. S/RES/1302 (2000), UN-Doc. S/RES/1330 (2000), UN-Doc. S/RES/1441 (2002)..

       [122] UN-Doc. S/RES/687 - bu konuda eleştirisel bakış için bkz. Baroni, s. 193 vd.

       [123]     UN-Doc. S/RES/674 (1990), UN-Doc. S/RES/ 688 (1991).




Kurumsal
E-Posta
İnsan
Kaynakları
SKS
FSM
Otomasyon
International Relations
FSM SEM
ALUTEAM
KURAM
FSM
TÜMER
Kariyer
Merkezi