Anasayfa  |   İletişim  | AR - EN
Bize Ulaşın
Mesajınız
Bize Ulaşın
FSMVÜ | Suriye’de Savaş Suçu Kapsamına Giren Kimyasal Silahları Kullanma Suçu Durdurulamıyor
Haberler ve Duyurular
Suriye’de Savaş Suçu Kapsamına Giren Kimyasal Silahları Kullanma Suçu Durdurulamıyor

Altı yıldır iç savaşın hüküm sürdüğü Suriye’de, bir kez daha sivilleri hedef alan kimyasal saldırıyla katliam yaşanırken, suçlamaların odağında yine Esad rejimi var. 

Son katliamın 4 Nisan sabahı, rejime ait uçakların, muhaliflerin kontrolündeki İdlib’e bağlı Han Şeyhun beldesine düzenledikleri hava saldırısının ardından ortaya çıktığı söylenebilir. Saldırı sonrası, Han Şeyhun’dan dünyaya yayılan görüntüler ve tanık ifadeleri, kimyasal silah kullanıldığına dair ilk ipuçlarıdır. İlerleyen saatlerde sınır komşusu Reyhanlı’ya ulaştırılan her yaralıda klor gazının izleri tespit edilir, kayda geçirilir.

Hayatını kaybeden 3 Suriyeli için Adana Adli Tıp kurumunun hazırladığı otopsi raporu kimyasal saldırının ilk belgesidir. BM ve Dünya Sağlık Örgütü temsilcilerinin gözlemci olarak katıldığı otopsiye ait raporda, ölüme yol açan boğucu kimyasal gazın her bedende, organdaki izleri ve tahribatı açıkça anlatılır.

BM Çocuklara Yardım Fonu UNİCEF de 5 Nisan’da duyurduğu “Ölen 86 kişiden en az 27’si çocuk” tespitiyle, kimyasal saldırının, ayrımsız kitle imha boyutunu teyid eder.

Aynı gün akşam saatlerinde, BM Güvenlik Konseyi de acil çağrıyla toplanır ama  düzenlenen acil oturumdan bir sonuç çıkmaz. İpuçları Esad rejimini işaret etmesine rağmen Rusya, katliamın kınanmasına da, katliamla ilgili soruşturma açılmasına da izin vermez; oturum tartışmalarla son bulur. 

Güvenlik Konseyi’nden karar çıkmayınca, müdahale hakkını kullanacağını açıklayan ABD Başkanı Trump’ın hamlesi, Esad rejimine ait Şayrad Hava Üssü’nü hedef alan 59 füzeden ibarettir. O füzelerin tahritabının çok sınırlı olduğu da, saldırıdan bir kaç saat sonra, Şayrad Üssü yeniden uçuşlara açıldığında anlaşılır. Füzeleri fırlatan destroyerin Girit’teki askeri üsten gelmiş olması da dikkat çekicidir.

Bu noktadan bakınca, Rusya’nın Suriye’deki rolü ve Güvenlik Konseyi’ndeki veto kilidi sebebiyle, BM’in düştüğü acziyeti anlamak belki mümkündür ama 59 Tomahawk’ın düşük tahribatı gibi, Rusya’nın düşük tepkisini de anlamak zordur. Kaldı ki füze saldırısı haber verilmesine rağmen, Rusya’nın S-400 koruma kalkanını kullanmadığı da unutulmamalıdır. Belki de bu bedelin ödülü, Suriye’de Trump’la yeni bir başlangıç fırsatı olacaktır.

Ayrıca bu kadar açık kanıt ve belgeye rağmen, İdlib’deki kimyasal saldırı için uluslararası hukuk ve yaptırım mekanizmalarının hala devreye girmemesini anlamak da şüphesiz mümkün değildir.

Bir kitle imha aracı olarak kimyasal-biyolojik silahlar neredeyse 100 yıldır yasaktır ve bunun için daha yakın zamanda oluşturulan örgütler, yaptırım mekanizmaları da vardır.

Yazılı kayıtlardaki bilinen ilk kimyasal-biyolojik silah kontrolü anlaşması, Roma-Germen İmparatorluğu ile Fransa arasında imzalanan 1675 tarihli Strasbourg Antlaşması'dır. Bu anlaşmayla iki ülke arasında yaşanacak herhangi bir savaşta zehirli kurşun kullanımı karşılıklı olarak yasaklanır.

Zehirli gazların keşfiyle çeşitlenen kimyasal silahlar için ilk çok taraflı belgeler ise 1899 ve 1907’de imzalanan Lahey Sözleşmeleridir ama ülkelerin görüş ayrılıkları sebebiyle her iki sözleşmede de kimyasal silahlardan ziyade, bazı kimyasal eylemler yasaklanabilmiştir.

17 Haziran 1925 tarihli Cenevre Protokolü’yle kimyasal ve biyolojik silahların kullanımı tümüyle yasaklanır ancak bu kez de üretim, depolama ya da transfer serbest kalır. Bu, yasak silahların gizlice kullanımı için yapılmış gibidir.

Protokolü hazırlayan, imzalayan ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Hollanda, İsviçre, İtalya, Rusya ve Japonya gibi ülkelerin aynı zamanda kimyasal-biyolojik silah üreticisi olduklarını, yasaklanmış deneyler yaptıklarınını unutmamak gerekir. Ayrıca bu ülkelerin yasak silah ve malzemelerin tek üreticisi olarak, uzun yıllar boyunca hemen herkese kimyasal silah ve malzeme sattıkları bilinmektedir. Kaldı ki dünden bugüne Kore, Vietnam, Cezayir, Fas, Namibya, Güney Afrika, Filistin ve Irak’ta, yasak silahları kullanmaktan çekinmedikleri de bir gerçektir.

Üretimden kullanıma gerçek uluslararası yasak, 1972 ve 1993 konvansiyonları ile gelir; denetim ve yaptırım mekanizmaları ile mücadeleyi yürütecek bir örgüt oluşturulur. 187 ülkenin katıldığı Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü OPCW bugün Suriye’de kimyasal silahlarla ilgili görev de yapmaktadır.

Ancak yüz yıldır süren tüm bu çabalara rağmen, ayrımsız kitle imha aracı olarak kimyasal ve biyolojik silah kullanımının durdurulamadığı açıktır. Ve dünden bugüne yaşananlara bakılırsa, uluslararası hukuk ve yaptırım mekanizmaları devreye sokulmadıkça da durdurulmamayacaktır.




Kurumsal
E-Posta
İnsan
Kaynakları
SKS
FSM
Otomasyon
International Relations
FSM SEM
ALUTEAM
KURAM
FSM
TÜMER
Kariyer
Merkezi
. . .